Bu konudaki veriler net olarak açıklanmamış olmakla birlikte Türkiye’de emeklilerin yaklaşık yüzde 90’ı, asgari ücretin altına maaş alıyor. Maaşı asgari ücretin altında kalan emekli sayısı her yıl artıyor.
Kendimden biliyorum, bundan 15 yıl önce asgari ücretin bir hayli üzerinde olan emekli maaşım bugün asgari ücretin çok altına düştü. Neredeyse asgari ücretin yüzde 80’i kadar emekli maaşı alıyorum.
Emeklilere reva görülen ücretin satın alma gücünün düşmesi bir yana hemen bütün göstergeler karşısında da geriliyor.
Asgari ücret, adından da anlaşılacağı üzere en az ücreti, minimum ücreti, işverenin çalışanlarına yasal olarak ödeyebilecekleri en düşük ücreti, yani emeklerinin karşılığında çalışanın kabul edebileceği taban ücretitanımlıyor.
AK Parti’nin TBMM’deki grubu hazırladığı en düşük emekli aylığının artırılmasına ilişkin kanun teklifini 8 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sundu. Kanun teklifi kabul edilirse, hali hazırda 20 bin TL olan en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL’ye yükselecek.
Bu demektir ki, en düşük emekli aylığı 6 ay önce belirlenen asgari ücretin hala 5 bin lira altında kalacak.
Bilindiği gibi, asgari ücret her yılın aralık ayında belirleniyor ve 1 Ocak’ta yürürlüğe giriyor, 1 yıl geçerli oluyor. Emekli maaşı ise bir kez yılbaşında bir kez de yıl ortasında enflasyon oranında artıyor. Yani, en düşük emekli aylığı fazladan bir artış almış olmakla birlikte asgari ücrete yetişemedi.
En düşük emekli aylığı, AK Parti’lilerin lütfettiği gibi 23 bin 552 TL olsa bile, brüt 33 bin 30 TL, net 28 bin 75,50 TL olan asgari ücretin çok altında kalacak.
Türkiye’nin Almanya’nın bile kıskandığı, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında bulunan bir ülke olduğu palavraları, bize Türkiye’yi gelişmiş ülkelerle karşılaştırma hakkı veriyor.
Madem şöyle iyiyiz, böyle iyiyiz… O zaman Türkiye’yi iyi ülkelerle karşılaştıralım bakalım karşımıza nasıl bir tablo çıkacak?
OECD ülkeleri arasında Türkiye gibi en düşük emekli maaşının asgari ücretten düşük olduğu ülkeler var.
Bu tespitin bir de “ancak” diye başlayan devamı var.
Gelişmiş ülkelerde en düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olması bizdeki gibi bir sorun kaynağı değil. Çünkü bu ülkeler emeklilerini yoksulluk içinde bırakmıyorlar.
Ne yapıyorlar?
Çoğu ülke, emeklisine kira, sağlık, vergi indirimi, sosyal yardım yapıyor. Hatta tatil ikramiyesi bile verenler var. Ayrıca yoksulluğu giderebilmek için ek emeklilik sistemleri devreye giriyor.
Örneğin, ABD, Birleşik Krallık, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde emekli maaşları yüksek değil. Ancak, bu gibi ülkelerde işveren emeklilik planları, bireysel emeklilik fonları ve gelir destekleri sistemin önemli parçaları.
Bu nedenle emekli sadece “devlet emekli aylığı” ile yetinmiyor. Başka gelir kalemlerine sahip.
Türkiye’de ise emekli için emekli maaşından başka gelir kapısı yok! Eğer yollarda mendil ve su satmıyorsa!
Bir OECD araştırması, Türkiye’nin yaşlı yoksulluğunu yeterince önleyemediğine dikkat çekiyor.
Yani diyor ki OECD, Türkiye’de emekliler her yıl biraz daha yoksulluk batağına itiliyor.
Malum kadrolar iktidara geldiğinde yani 2002 yılında asgari ücret iki dönem halinde uygulanıyordu.
Net asgari ücret 2002’nin Ocak-Haziran döneminde 163,56 TL, Temmuz-Aralık döneminde ise 184,25 TL idi. Aynı tarihlerde en düşük emekli aylığı ise sosyal güvenlik kurumu farklılığına bağlı olarak 216 TL ile 275 TL arasında değişiyordu. Yani en düşük emekli aylığı asgari ücretten neredeyse yüzde 30 daha yüksekti.
Bugün gelinen noktayı yazının başında ortaya koydum.
Yaşananları ben bir türlü kabullenemiyorum ve olup bitenlerin nedenlerini anlayamıyorum. Bu nedenle başımıza neler geldiğini görmek için yazıyı baştan bir kez daha okumalısınız.
