Dünya AK Parti Türkiye’sini kıskanıyor! Biz emekliler de dünyanın öteki ülkelerini kıskanıyoruz…
Bunda karışık bir durum ve paradoks yok. Düpedüz açık bir yapının açıklamasıdır bu.
Milletvekilleri, müteahhitler, yandaşlar, kandaşlar ve yanaşmalardan oluşan geniş sosyal oluşumun yaşamının dünyayı kıskandıracak bir düzeyde olduğunu biliyoruz.
Peki, Türkiye, emekliler için de yaşanabilir bir ülke, dünyanın kıskandığı bir ülke olabilir mi?
Eğri oturup doğru konuşalım.
Yaşamları kıskanılacak düzeyi bile aşmış oligarşik yapının yönetimde olduğu ülkeler, emekliler için yaşanılır ülke olamaz.
Çünkü, aşağıdakiler ezildikçe yukarıdakiler zenginleşiyor. İşin bilimsel açıklaması bu.
Ama biz yine de Türkiye emekliler için nasıl yaşanılır ülke olabilir diye hayal kuralım.
Diyelim ki, devlet sosyal bir devlet.
Diyelim ki, ülkeyi yönetenler gelir dağılımını düzeltmek istiyor.
Diyelim ki, kaynaklar doğru kullanılıyor ve herkese hakkı veriliyor…
Böylesi durumda neler yapılabilir, Türkiye’nin emekliler için yaşanılabilir bir ülke olması için hangi adımlar atılmalı?
Birincisi; Öncelik şu anlayış geçerli olmalı. Emeklilik sadece maaştan ibaret değildir.
Emeklilik politikaları yalnızca aylık ödemesi üzerine kurulu olmamalı. Sağlık, ulaşım, kültür, spor, güvenlik ve sosyal hayata katılım da emeklilik sisteminin ayrılmaz birer parçası olarak görülmeli.
İkincisi; Emeklinin satın alma gücü korunmalı. Emekli maaşları enflasyona ve ücret artışlarına göre “gerçekçi bir biçimde” güncellenmeli. TÜİK’in hayali enflasyonu ile değil hissedilen enflasyona göre hesap yapılmalı.
Üçüncüsü; Sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırılmalı. Emekli ne randevu alabilmek için aylarca beklemeli ne de hastane kapısında kuyrukta…
Emeklinin sağlık hizmeti alabilmek için uzun süre beklemesi ne demek biliyor musunuz? Yaşamın kalanı kısa, kuyruk uzunsa vay haline o emeklinin!
Bu nedenle uzun bekleme süreleri kısaltılmalı, evde bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı ve koruyucu sağlık hizmetlerine daha fazla yatırım yapılmalı.
Dördüncüsü; Emekliye bir sosyal hayat sunulmalı. Burada da en büyük sorumluluk belediyelere düşüyor. Ücretsiz kültür etkinlikleri, yaşlılar için düzenlenmiş spor merkezleri,hobi kursları, yaşam boyu eğitim programları vb. yaygınlaştırılmalı.
Beşincisi; Ulaşım ve tatil destekleri verilmeli. Belirli dönemlerde uygun fiyatlı tatil programları, şehirlerarası ulaşım indirimleri ve kültür turları, emeklilerin sosyal yaşama katılımını teşvik eder.
Altıncısı; Çalışmak isteyen emekliye fırsat verilmeli. Emekliler için isterlerse yarı zamanlı çalışma olanakları sunulmalı. Böylece emekli hem gelir elde edebilir hem de sosyal hayattan kopmamış olur.
Yedincisi; Yaşlı dostu şehirler yaratılmalı. Kaldırımlar, toplu taşıma araçları, parklar ve kamu binaları yaşlı bireylerin ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmalı.
Türkiye’nin nüfusu giderek yaşlanıyor. Emekli sayısı giderek artıyor. Bu nedenle emeklilik politikalarının bir gün bile zaman kaybetmeden yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Sekizincisi; Yalnızca maaş artışları üzerinden değil, yaşam kalitesini bütüncül biçimde ele alan bir politik anlayış merkeze alınmalı.
Son söz;
Emeklilerin ekonomik güvenceye sahip olduğu, sağlık hizmetlerine kolay erişebildiği ve sosyal hayata aktif katılabildiği bir sistem neden kurulamasın?
Oligarşik yapı kırılıp demokrasi gelmeden bunları görmek sanki hayal gibi…
Türkiye’nin emekliler için ideal bir ülke olması için, atılacak ilk adımın, konuya nereden bakılması gerektiğinin ipucunu da verdim.
Nedir bu ipucu?
Yorumlarınızı bekliyorum.
