Yılbaşında olduğu gibi yıl ortasında da gündemin en sıcak konusu emekli maaşları oluyor.
Bunun temel nedeni kuşkusuz ki emekli maaşlarının beklentilerin çok altında bulunması ve emekli maaşının satın alma gücünün sürekli erimesidir.
Genel olarak bakacak olursak; Emekli maaşlarına yapılan zamlar da iki farklı noktadan eleştiriliyor. Birincisi, artış oranının yetersiz olması, ikincisi emekli maaş artışlarına baz alınan TÜİK enflasyon verilerinin inandırıcı bulunmaması.
Bu arada, maaş bağlama oranının kademeli olarak düşürülmesi de, yeni emekliler aleyhine bir tablonun oluşmasına neden oluyor.
Gerek kamunun ürettiği verilere gerekse de kimi sendika ve araştırma kuruluşlarının çalışmalarına baktığımızda gördüğümüz şey şu;
Emekli giderek bir uçuruma sürükleniyor. Öyle ki emekli, cumhuriyet tarihinin en kötü dönemini yaşar hale geldi.
Emekli maaşlarının seviyesini ve satın alma gücünü araştırırken temel olarak şu verilere bakıyoruz:
Emekli maaşının asgari ücrete oranı nedir?
Emekli maaşının kişi başına düşen milli gelire oranı nedir?
Emekli maaşı kira, gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçları ne kadar karşılayabiliyor?
Emekli maaşındaki sayısal büyüme oranı enflasyonla karşılaştırıldığında nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Bu ölçütlere göre Cumhuriyet tarihine,özellikle son ellini yılına baktığımızda şunları söyleyebiliriz;
Son 50 yılın en iyi dönemi 1975-1995 arasıdır. Bu dönem birçok ekonomist ve sosyal güvenlik uzmanına göre emeklilerin satın alma gücünün zirve yaptığı dönemdir.
Bu yıllarda;
Emekli aylıkları çalışan maaşlarına oldukça yakındı.
İkramiyeleri vardı ve oldukça da yüksekti.
Sağlık hizmetleri büyük ölçüde ücretsizdi.
Konut fiyatları bugünkü kadar ulaşılmaz değildi.
Bir emekli maaşıyla orta gelirli bir yaşam sürmek mümkündü.
Özellikle kamudan emekli olanlar, emekli ikramiyesi ile bir araba veya ev alabiliyor ya da emeklilik yaşamını sürdüreceği köyüne ev yaptırabiliyordu.
Üstelik 1975-1995 arasındaki bu olumlu tablo arada yaşanan askeri darbe döneminde gerçekleşmişti.
1995-2002 arasındaki dönemde de sık sık ekonomik krizler yaşamasına rağmen emekliler çeşitli siyasi kararlarla yüksek zamlar aldılar.
Hatta bu dönemde bazı yıllarda emekli aylıkları asgari ücretin 1,5-2 katına kadar çıkmıştı. En düşük memur emeklisi maaşı birçok çalışan maaşından yüksekti.
Ak Parti iktidarı ile başlayan 2002-2020 arasındaki dönem ise, emekli refahında, hangi açısından bakarsanız bakın çöküşün başladığı dönemdir.
İlginçtir ki, emekli refahındaki çöküş yaşanan bu dönemde ekonomi görece daha yüksek oranlarda büyüdü. Enflasyon yüzde 80-90 bandından yüzde 50’lerin altına indi. Hatta bir ara tek haneli rakamlar bile görüldü.
Bu gösteriyor ki, ekonomik büyüme emekli ile paylaşılmadı. Aylık bağlama oranları kademeli olarak düşürüldü, maaş artışları hissedilen enflasyon oranında yapılmadığından satın alma gücü düştü.
2021 ve sonrası ise emekli refahı ve genel olarak satın alma gücü açısından cumhuriyet tarihinin en kötü dönemidir.
Bunun temel nedenleri kuşkusuz ki;
Maaş artışlarının çoğu zaman enflasyonun gerisinde kalması,
Özellikle kira fiyatlarındaki olağanüstü artışlar,
Konut edinmenin neredeyse olanaksız hale gelmesi,
Gıda fiyatlarındaki artışların fiyatlar genel seviyesindeki artışlardan çok yüksek olması,
En düşük emekli aylığının asgari ücret karşısında ciddi şekilde gerilemesidir.
Kabaca özetlemek gerekirse, emekliler açısından son 50 yılı şöyle sınıflandırabiliriz:
Emekliler Açısından Son 50 Yıl
Dönemlere göre genel durum değerlendirmesi
| Dönem | Durum |
|---|---|
| 1975 – 1999 | En İyi |
| 2000 – 2007 |
Orta-İyi İyileşme durdu |
| 2008 – 2017 | Orta |
| 2018 – 2020 |
Kötü Gerileme hızlandı |
| 2021 – 2026 | Çok Kötü |
