Komşu kapısı insana güven verir. Hele yaş ilerledikçe uzak yerin heyecanı azalır, yakın yerin huzuru artar.
İnsan artık “Dünyayı gezerim” diye değil, “Bir sorun olursa dönebilir miyim?” diye düşünmeye başlar. Bu yüzden Türk emeklisi yurt dışına bakarken önce uzak kıtalara değil, komşuya bakıyor.
Bulgaristan, Yunanistan, Gürcistan, Arnavutluk, Karadağ.
Haritaya bakınca hepsi yakın. Kimi arabayla gidilecek mesafede. Kimi bir uçak bileti uzaklıkta.
Kimi dil olarak yabancı ama kültür olarak çok da uzak değil. Kimi deniz veriyor, kimi ucuzluk vaadi, kimi Avrupa kapısı, kimi “gel bir süre dene” rahatlığı.
Ama komşu ülke de olsa yabancı ülkedir. Sınır kapısını geçince yalnız tabela değişmez.
Hukuk değişir. Oturum düzeni değişir. Kira sözleşmesi değişir. Sağlık sistemi değişir. Emlakçının söylediği ile devletin istediği birbirinden ayrılır.
Bu yüzden komşu ülkeler, emekli için en makul başlangıç olabilir; fakat “nasıl olsa yakın” rahatlığıyla gidilecek yerler değildir. Yakınlık avantajdır. Garanti değildir.
Bulgaristan: Türk emeklisi için en ciddi yakın seçenek
Bulgaristan, yakın ülkeler içinde en ciddiye alınması gereken seçeneklerden biri.
Sebebi yalnızca ucuzluk değil. Sebebi yakınlık. İstanbul’dan arabayla çıkıp Avrupa Birliği toprağına geçiyorsunuz.
Bu, yaşını almış insan için büyük kolaylıktır. Çocuklar Türkiye’deyse, sağlık için bazen geri dönmek gerekiyorsa, bayramda memlekete gidilecekse, insanın aklı haritada kalmaz.
Bulgaristan’ın bir başka avantajı da emeklilik geliri üzerinden uzun süreli vize ve ikamet yolunun araştırılabilir olmasıdır.
Burada temel mantık şudur: Önce Bulgaristan D tipi uzun süreli vizesi gündeme gelir. Ardından Bulgaristan’da emekli statüsüne dayalı ikamet başvurusu yapılabilir.
Bu iş için genellikle emeklilik belgesi, düzenli gelir, Bulgaristan’da kalacak adres, sağlık sigortası, banka hesabı, tercüme ve apostil gibi belgeler gerekir.
Yani Bulgaristan “yakın” ama “belgesiz” değildir. Yakın diye dosyası hafiflemiyor.
Peki hayat maliyeti? Sofya başka, Varna başka, Filibe başka, küçük iç şehir başka. Sofya başkenttir; başkent dünyanın her yerinde biraz pahalı, biraz aceleci, biraz kendini beğenmiş olur.
Emekli için daha sakin ve makul şehirler Varna, Burgaz, Filibe, Stara Zagora, Veliko Tırnovo gibi yerler olabilir.
Varna gibi bir şehirde tek odalı düzgün bir daire için şehir merkezinde yaklaşık 500 euro, merkezin dışında 400 avro civarındaki kiralar referans alınabilir. Daha iyi bina, yeni eşya, denize yakınlık ve uzun dönem düzgün sözleşme fiyatı artırır.
Tek kişinin Bulgaristan’da kira dâhil mütevazı ama düzgün bir hayat kurması için kabaca aylık 1.000–1.500 avro bandını düşünmesi daha gerçekçi olur.
Daha azıyla yaşayan olur mu? Olur. Ama emekli hesabı en düşük rakamdan yapılmaz. Emekli hesabı, hastane ve acil dönüş payı düşünülerek yapılır.
Bulgaristan’ın artıları:
Yakın. Avrupa Birliği ülkesi. Türkiye’ye dönüş kolay. Bazı bölgelerde Türkçe bilen insan bulmak mümkün. Kira ve günlük giderler Batı Avrupa’ya göre daha makul.
Eksileri:
Kış sert olabilir. Dil meselesi vardır. Eski binalarda ısınma ve bakım sıkıntısı çıkabilir. Bürokrasi sabır ister.
Bulgaristan, “Ben Türkiye’den tamamen kopmayayım ama Avrupa düzenine yakın bir hayat kurayım” diyen emekli için ciddi bir seçenektir. Ama önce ev değil, dosya hazırlanmalıdır.
Yunanistan: Gönle yakın, şartlara uzak olabilir
Yunanistan başka bir duygu. İnsan daha adını söylerken Ege kokusu geliyor.
Sakız, Midilli, Rodos, Selanik, Kavala, Dedeağaç…
Mutfak tanıdık. İklim tanıdık. İnsan ilişkileri çok yabancı değil. Deniz zaten komşu. Bu yüzden birçok emekli Yunanistan’a bakınca “Ben burada yaşarım” diyor. Yaşanır.
Ama mesele yaşamak istemek değil, yaşama izni alabilmektir. Yunanistan’da emeklilere özel, adı doğrudan “emekli programı” olan kolay bir sistemden çok; çalışmadan kendi düzenli geliriyle yaşayabilecek kişilere yönelik mali bağımsızlık temelli yollar öne çıkar.
Son yıllardaki uygulamalarda, tek kişi için aylık yaklaşık 3.500 euro gelir veya buna denk güçlü mali kaynak gösterilmesi gerektiği sıkça belirtiliyor. İşte burada Yunanistan birçok Türk emeklisi için zorlaşıyor.
Çünkü Yunanistan’da bir yerde mütevazı yaşamak için gereken para ile oturum için göstermeniz beklenen mali güç aynı şey değildir.
Selanik’te, Kavala’da ya da Dedeağaç’ta kiralık ev bulunabilir. Bir pazarda makul alışveriş yapılabilir. Bir lokantada bütçeyi yıkmadan yemek yenebilir. Ama devlet “Siz burada çalışmadan yaşayabilecek misiniz?” diye baktığında, yalnız market fişine bakmaz. Gelire bakar. Sürekliliğe bakar. Sağlık sigortasına bakar. Kalacak yere bakar. Dosyanın bütününe bakar.
Yunanistan’da tek kişi için sade bir yaşam bütçesi, şehir ve eve göre kabaca aylık 1.500–2.300 euro aralığında düşünülebilir. Ada, turistik bölge, iyi semt, özel sağlık ve sık Türkiye seyahati bu hesabı yükseltir.
Yunanistan’ın artıları:
Yakın. Güzel. Sağlık altyapısı genel olarak güçlü. Türkiye’ye dönüş kolay. Kültürel yabancılık az.
Eksileri:
Oturum gelir şartı yüksek. Schengen ve oturum bürokrasisi dikkat ister. Kiralarda bölge ve sezon farkı büyüktür. Adalarda yaz fiyatı ile kış hayatı aynı değildir. Yunanistan, gönle en yakın seçeneklerden biridir. Ama cüzdan ve dosya aynı yakınlığı göstermeyebilir.
Bu nedenle Yunanistan hayali kurulacaksa, önce şu soru sorulmalı: “Ben burada yaşamak için para bulabilir miyim?” değil… “Ben burada oturum alacak mali gücü gösterebilir miyim?” İkisi aynı soru değildir.



