İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, emekli maaşlarına eklenecek enflasyon farkı hakkında konuştu.
Cumhuriyet’in haberine göre, “Bugün açıklanan rakam, milyonlarca emeklinin yaşadığı geçim krizine çözüm olmaktan uzaktır. Emekliler artık yoksulluk sınırının altında değil, yoksulluğun içinde yaşam mücadelesi veriyor” diyen Paçacı şunları söyledi:
Yıllarca çalışarak ülkenin kalkınmasına katkı sağlayan emeklilerin bugün temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirten Paçacı, “23 bin 552 lira, bugünün Türkiye’sinde insanca yaşamaya yeten bir gelir değildir. Bu maaşla önce ev kirasını ödeyeceksiniz, ardından elektrik, su, doğal gaz ve iletişim faturalarını karşılayacaksınız. Geriye mutfak masrafı, ulaşım, giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar için neredeyse hiçbir kaynak kalmıyor. Emekliler artık ay sonunu değil, ayın ortasını nasıl getireceğini hesaplıyor. Pazarda meyveyi gramla, kasapta eti yüz gramla alan milyonlarca emekli var.
“Yaşamaya yetecek bir gelir kalmıyor”
Bugün emeklilik, dinlenme ve sosyal hayata katılma dönemi olmaktan çıktı; sürekli hesap yapma dönemine dönüştü. İnsanlar torunlarına harçlık vermeyi bırakın, kendi mutfağını nasıl dolduracağını düşünüyor. Bir emeklinin maaşı daha hesabına yattığı gün kira, faturalar ve kredi borçları nedeniyle eriyor. Geriye ise yaşamaya yetecek bir gelir kalmıyor.
“Sağlık hizmeti lüks değildir”
Emeklilerin sağlık hizmetleri konusunda da sorunlar yaşadığını savunan Paçacı şöyle konuştu:
Emeklilik dönemi, insanların sağlık hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyduğu dönemdir. Kronik hastalıklar artıyor, düzenli doktor kontrolü gerekiyor, ilaç kullanımı hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Buna rağmen emekliler muayene katılım payını, ilaç katkı payını hesaplamak zorunda kalıyor. Bir vatandaşın yaşlılığında hastaneye gitmeyi maddi nedenlerle ertelemesi sosyal devlet açısından kabul edilemez.
Sağlık hizmeti lüks değildir. Özellikle ömrünü çalışarak geçirmiş emekliler için devletin güvence altına alması gereken temel bir haktır.
Avrupa’da emekliler gelirlerini seyahate, kültürel faaliyetlere ve sosyal yaşama ayırabiliyor. Emeklilik, yılların emeğinin karşılığını alma dönemi olarak görülüyor. Türkiye’de ise emekliler bırakın tatil planı yapmayı, hastaneye giderken katkı payını, eczaneden ilaç alırken cebinden çıkacak parayı hesaplıyor. Maaşını kira, fatura, mutfak ve eczane arasında paylaştırmaya çalışan bir emeklinin yaşam kalitesinden söz etmek mümkün değildir.
“Emekliler devletten sadaka istemiyor”
Emekli maaşları hakkında TBMM’ye sundukları teklif hakkında da bilgiler veren Paçacı şunları söyledi:
Teklifimizde en düşük emekli aylığının net asgari ücretin altına düşmemesini öneriyoruz. Çünkü yıllarca prim ödeyen bir insanın, çalışma hayatındaki en düşük ücretin bile altında bir gelirle yaşamaya mahkûm edilmesi sosyal adaletle bağdaşmaz. Bunun yanında temmuz ayında emekli maaşlarına yüzde 40 artış yapılmasını, memur emeklilerine yıllardır verilmesi vaat edilen seyyanen zammın yansıtılmasını, bayram ikramiyelerinin net asgari ücretin yarısı seviyesine çıkarılmasını ve emeklilerden muayene ile ilaç katılım payı alınmamasını teklif ettik. Bunlar lütuf değil, sosyal devletin yerine getirmesi gereken sorumluluklardır.
Emekliler devletten sadaka istemiyor. Yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerini sağlayacak bir gelir talep ediyor. Sosyal devlet de bunu sağlamakla yükümlüdür.


