Emekli Meclisleri Sendikası son dönemde mizahçılara, sanatçılara ve basın emekçilerine yönelik artan idari ve hukuki baskılara yazılı açıklamayla tepki gösterdi
“Sanat susturulamaz, mizah susturulamaz, basın susturulamaz” başlığıyla paylaşılan açıklamada “Ülkemiz yalnızca derinleşen ekonomik krizle, yoksullukla ve adaletsiz gelir dağılımıyla değil; düşünceyi, sanatı, mizahı ve basını kuşatan baskılarla da zor bir dönemden geçmektedir. Demokratik toplumların temel dayanakları; özgür düşünce, özgür basın, özgür sanat ve mizah özgürlüğüdür. Bunlardan birine yönelen baskı, aslında toplumun tamamının nefes alanını daraltır” denildi.
“Kaygıları artırmıştır”
Gazetecilerin, sanatçıların, karikatüristlerin, mizahçıların soruşturmalarla, gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığı hatırlatılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
Son yıllarda gazeteciler Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Barış Terkoğlu, Timur Soykan, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Suat Toktaş, Sedef Kabaş, Can Dündar, Kadri Gürselve Ahmet Altan gibi çok sayıda basın emekçisi farklı dönemlerde gözaltına alınmış, haklarında soruşturmalar açılmış veya tutuklanmıştır.
Sanat dünyasında Gülşen tutuklanmış ve daha sonra tahliye edilmiş, Ezhel hakkında çeşitli soruşturmalar yürütülmüş, Çiğdem Mater ve Mine Özerden uzun süre tutuklu yargılanmıştır. Son olarak stand-up sanatçısı Deniz Göktaş, gösterisindeki ifadeler nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.
Aynı dönemde LeMan dergisine yönelik soruşturma kapsamında derginin çalışanları ve yöneticileri hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verilmesi, ifade ve basın özgürlüğü konusundaki kaygıları daha da artırmıştır.
“Sanatçılar susturulursa toplum nefes alamaz”
Mizah; korkunun değil özgürlüğün dilidir. Karikatür, hiciv ve stand-up gösterileri; yüzyıllardır toplumsal eleştirinin en etkili araçları olmuştur. Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Muzaffer İzgü ve Levent Kırca gibi isimler mizahın yalnızca güldürmek değil, düşündürmek ve toplumsal sorunları görünür kılmak olduğunu göstermiştir.
Demokrasi, eleştiriye tahammül edebildiği ölçüde güçlüdür. Mizahı suç, karikatürü tehdit, haberi suç delili olarak gören anlayış; demokratik toplumu güçlendirmez, aksine zayıflatır. Gazeteciler susturulursa halk gerçekleri öğrenemez. Sanatçılar susturulursa toplum nefes alamaz. Mizah susturulursa insanlar korkmaya başlar.
“Düşünceyi cezalandıran bir gündemin yaratılması kabul edilemez”
Biz emekliler bunu çok iyi biliyoruz. Çünkü bugün gazetecinin susturulmasına sessiz kalanlar, yarın sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, emeklilerin ve hak arayan herkesin susturulmasına da zemin hazırlamış olurlar.
Bugün milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken; gençler işsizlikle, kadınlar eşitsizlikle mücadele ederken, ülkenin gerçek sorunları yerine düşünceyi cezalandıran bir gündemin yaratılması kabul edilemez.
Bizler; hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını, basın özgürlüğünü, sanatın özgürlüğünü ve mizahın evrensel değerini savunuyoruz.
“Yaşasın ifade, basın, sanat ve mizah özgürlüğü!”
Buradan yetkililere çağrımızdır: Gazeteciler üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Sanatçılar ve kültür emekçileri özgürce üretebilmelidir. Karikatüristler ve mizahçılar düşüncelerini korkmadan ifade edebilmelidir.
Tutuklama, istisnai bir tedbir olmalı; ifade ve sanat özgürlüğünü ilgilendiren olaylarda cezalandırma aracı hâline getirilmemelidir.
Anayasanın güvence altına aldığı düşünce, ifade, basın ve sanat özgürlüğüne eksiksiz uyulmalıdır. Bizler biliyoruz ki; Özgür basın olmadan demokrasi olmaz. Özgür sanat olmadan toplum gelişemez. Özgür mizah olmadan özgür düşünce yaşayamaz.
Sanat susturulamaz! Mizah susturulamaz! Basın susturulamaz! Yaşasın demokrasi! Yaşasın ifade, basın, sanat ve mizah özgürlüğü!


