DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK-AR’ın hazırladığı “Ücret Kayıpları Raporu”nu açıkladı
İstanbul Vergi Dairesi önünde bir bir basın açıklaması yapan Çerkezoğlu, “İşçi sınıfını, emekçileri, emeklileri, dar gelirli milyonları sarsan büyük bir geçim krizi ile karşı karşıyayız. Hükümetin izlediği ekonomi politikası ücretleri baskılamayı amaçlıyor ve tam da bu nedenle geçim krizi giderek derinleşiyor” diye konuştu.
“Asgari ücret 21 yılda 23 Cumhuriyet altını kaybetti”, “Yılda üç maaş vergi ve kesintilere gidiyor”, “Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda”, “TÜİK’in hesabı çarşıya uymuyor” dövizlerinin açıldığı eylemde konuşan Çerkezoğlu, “Biz adalet istiyoruz. Gelirde adalet istiyoruz. Vergide adalet istiyoruz. Ülkede adalet istiyoruz” dedi. Çerkezoğlu, kayıpların derhal giderilmesini, asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretlerin yeniden düzenlenmesini istedi.
“Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda”
“Bir diğer adaletsizlik, bir diğer kanayan yaramız da emeklilerin durumu” diyen Çerkezoğlu şunları aktardı:
.En düşük emekli aylığının alım gücü enflasyon karşısında eridi; haziran ayında 16.448 liraya geriledi.
Bu şartlar altında her 3 emekliden 2’si çalışmak zorunda! Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken bu oran 2025’te yüzde 84’e gerilemiştir. Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düşmüştür.
Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratmaktadır. En düşük emekli aylığı artırılırken diğer aylıkların aynı ölçüde yükseltilmemesi, emekli aylıklarını en düşük aylığa yaklaştırmaktadır.
Emeklilerin milli gelirden aldığı pay da gerilemektedir. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düşmüştür. Prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat artmıştır. Bu artış kuşkusuz emeklilerin sefalete mahkum edilmesi pahasına gerçekleşmiştir.
“Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi bir lütuf değil şarttır”
Yani sorun kaynak olmaması değildir, sorun kaynakların kullanımına dair tercihlerdir. Kamu kaynakları sermayeden değil emeklilerden yana kullanılmalıdır. Emeklilik kamusal bir sosyal hak olarak yeniden tanımlanmalıdır.
Devlet, yıllarca emek vermiş, üretmiş, sigorta primi ödemiş insanlarımızın emeklilikte insanca yaşamasından sorumludur. Kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Kimse emeklilerin yaşadığı zorlukları seçimden seçime sahte ‘müjdeler’ ile istismar edemez.
Emeklilerin yaşam koşullarının derhal iyileştirilmesi bir lütuf değil şarttır: En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli, tüm aylıklar da bu oranda artırılmalıdır.
Bu ülkenin hepimizi insanca yaşatmaya yetecek kaynakları vardır. Sorun tercihlerdir, kaynakların kimden yana kullanıldığıdır. Bugün sermayeden yana yapılan tercihler değiştiğinde, işçilerin, emekçilerin, emeklilerin insanca yaşayacağı, gençlerin geleceğine umutla bakacağı bir düzen mümkündür.


