CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yaptığı yazılı açıklamada Cumhurbaşkanlığı’nın yılın ilk altı ayındaki harcamalarına dikkati çekti.
“Cumhurbaşkanlığı’nın ilk altı aylık harcaması 8 milyar 486 milyon 566 bin lira. Bu tutar, yaklaşık 360 bin emeklinin bir aylık maaşına denk geliyor” diyen Kış şu ifadeleri kullandı:
Günlük ortalama harcama 46 milyon 887 bin lira. Saatlik ortalama harcama 1 milyon 954 bin lira. Dakikalık ortalama harcama 32 bin 560 lira. Bir emekli bir ay boyunca 23 bin 552 lirayla yaşamaya çalışıyor.
Cumhurbaşkanlığı ise bu tutarı yaklaşık 43 saniyede harcıyor. Bugün Cumhurbaşkanlığının bir saatlik harcaması yaklaşık 83 emeklinin bir aylık maaşına denk geliyor.
Emekliye ‘idare edin’ diyen anlayış, Saray söz konusu olduğunda milyarlarca lirayı bir kalemde harcamaktan çekinmiyor.
Bir tarafta ay boyunca pazara, markete, eczaneye yetişmeye çalışan emekliler var; diğer tarafta saniyeler içinde milyonların vergisini harcayan bir anlayış var. İşte bugün Türkiye’nin özeti budur.
Emekliye günlük 118 lira artış
Emekliye toplamda 3 bin 552 lira artış yapıldı. Bunun günlük karşılığı sadece 118 liradır. Bugün bir aile markete girdiğinde yalnızca birkaç temel ürün alsa bu para kasada eriyip gidiyor.
İktidar bunu zam diye anlatıyor ama vatandaş bunun zam olmadığını, market fişini eline aldığında zaten görüyor. Emekliler sadaka değil, alın terlerinin karşılığını istiyor. Kimse lütuf beklemiyor. İnsan onuruna yakışır bir yaşam talep ediyor.
Her zam döneminde ‘kaynak yok’ deniliyor. Emekliye gelince bütçe imkânlarından söz ediliyor. Ama Sarayın harcamalarına baktığınızda kaynak sorunu diye bir şey olmadığını görüyorsunuz. Demek ki mesele para değil, tercihtir. Siz tercihinizi emekliden değil, Saraydan yana kullanıyorsunuz.
“İtibar österişli harcamalarla korunamaz”
Bugün emekli pazardan yarım kilo meyve alırken hesap yapıyor. Torununa harçlık veremediği için mahcup oluyor. Elektrik faturasını mı ödesin, ilacını mı alsın diye düşünüyor. Böyle bir tabloda milyarlarca liralık Saray harcamalarını savunmak mümkün değildir.
Devletin itibarı; emeklisinin açlık sınırının altında yaşadığı, işçisinin ay sonunu getiremediği, gençlerin geleceğe umutla bakamadığı bir ülkede gösterişli harcamalarla korunamaz.
Gerçek itibar, vatandaşına insanca yaşam sağlayan sosyal devlet anlayışıyla mümkündür. Bugün milyonlarca emekli temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Buna rağmen bütçenin önceliği emekli, işçi, üretici değil; sarayın harcamaları oluyor.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla şatafat değil; adaletli bir bütçe, güçlü bir sosyal devlet ve vatandaşın cebini rahatlatacak gerçek ekonomi politikalarıdır.
Bu ülkenin kaynakları 86 milyonundur. O kaynaklar bir avuç ayrıcalıklı kesimin konforu için değil, emeklinin, işçinin, çiftçinin ve dar gelirli vatandaşın insanca yaşayabilmesi için kullanılmalıdır.


